Bugun...

Ümit Özdağ, Süleyman Soylu ve Suriyeliler

 Tarih: 09-05-2022 11:20:00
M. Umut KARAKÜLAH

Geçtiğimiz günlerde özel bir televizyon kanalında canlı yayında farklı konulara ilişkin bilgi veren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın iddialarına cevabı hakkındaki soruyu reddederek, “Adam yerine koymam. Hayvandan aşağı biridir. Sormayın, burayı terk ederim” diyerek tepki gösterdi.
SOYLU: “HAYVANDAN AŞAĞI BİRİDİR. OPERASYON ÇOCUĞUDUR, SOROS ÇOCUĞUDUR” 
Soruyu kabul etmeyen Soylu, “Adam yerine, insan yerine koymam. Benim için hayvandan aşağı biridir. Operasyon çocuğudur, Soros çocuğudur. İstihbarat elemanı olduğu apaaçık bellidir. İtibarımızı onunla bir araya getirir miyiz ya? Haysiyetsiz adam. Ümit Özdağ’ın yaptığı Soros taktiğidir. Sessiz İstila bir edepsizliktir. Bir yalandır ve bunu ortaya koyup bunu sosyal medya üzerinden toplumu tahrik eden ve direkt hükümeti hedef alan saldırı ile karşı karşıyayız. Bot hesaplar ile kamuoyu oluşturmaya çalışılıyor” şeklinde sinirlenerek sözlerini tamamladı.
ÖZDAĞ: “BAKANLIĞA GELECEĞİM ERKEKSEN ÇIK DIŞARIYA, BENİ ORADA BEKLE”
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘Soros’ suçlamasına sosyal medya üzerinden hemen yanıt verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın George Soros’la çekilen fotoğrafını paylaşan Özdağ, “Soylu, Özdağ Soros taktikleri uyguluyor demiş. Soros taktiklerini kimin uyguladığını biliyoruz. Zafer Partisi, öğrenmesi gerekenleri Soros’tan değil, Toros’tan (Denktaş) ve onun temsil ettiği gelenekten öğrendi” dedi. Ve ardından da Özdağ “Seni yarın İçişleri Bakanlığı’nın önünde bulacağım oğlum! O zaman göreceğiz kim operasyon çocuğu, kim Soros’un çocuğu. Saat 11:00’de. Erkeksen orada bekle” diyerek Bakan Soylu’ya çağrıda bulundu.
ÖZDAĞ: “BU İŞ İKİMİZDEN BİRİSİ ÖLENE KADAR DEVAM EDECEK”
Ümit Özdağ, söylediği gibi 6 Mayıs 2022 Cuma günü saat 11:00 civarında TBMM önünden İçişleri Bakanlığı’na gitti. Polislerin engellediği Özdağ, burada bir açıklama yaptı. Özdağ şunları söyledi: “Burası dünyanın lunaparkı değil. Her ipini koparan gelemez. Biz 8 milyon insan tarihin en büyük geri dönüş projesiyle geriye yollayacağız diyoruz. Bu hem sarı muhalefetin hem de sarayın dengesini bozdu. Süleyman Soylu’nun liderliğinde Zafer Partisi’ne karşı bir komplo kuruluyor. Bana ziyarete gelen bir polis memur bilgi verdi. Kimlerle telefon konuşmasının kimin yaptığını, bu komploda kimlerin görev alacağını öğrendim, bunu teyit ettim. Zafer Partisi üzerinden karışıklık çıkarıp bizi psikolojik baskı altına almak istiyorlar. Tuzağa düşmeyiz. Dün Soylu’nun bana ve aileme yaptığı hakaret, bu operasyonun işaret fişeğidir. Bugün Süleyman Soylu’ya meydan okuyup buraya geleceğimi söyledim. Soylu, korkma. Ben Ofluların cesur olduğunu bilirim, sen Oflu musun koflu musun? Ben tek başıma geliyorum, bu kadar mı korkuyorsun? Teröristleri izletmen gereken adamları benim peşime takmadın mı? Yemek yediğim restoranlardan vize kartı ödemelerini toplatmadın mı? Bu görevin bittiği zaman tutuklanacaksın, farkındasın. Hadi, el mi yaman bey mi yaman. Bu iş ikimizden birisi ölene kadar devam edecek. Ya sen özür dilersin ya da bu kavga sonuna kadar devam eder. Süleyman Soylu’nun bir korkak olduğunu tüm dünya gördü.”
Özdağ’ın bu hareketine yanıt vermeyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ise gün içerisinde Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Çevre ve İklim Bakanı Murat Kurum ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay destek ziyaretleri gerçekleşti. Bunun ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Bakan Soylu’ya destek içeren bir tweet attı. Akşam saatlerinde ise Özdağ, bir özel televizyon kanalında canlı yayına konuk olarak gün içerisinde yaşanılanları ve Zafer Partisi’nin Suriyelilere ilişkin politikalarını açıkladı.
NEDİR SURİYERLİLER, SIĞINMACILAR VE GÖÇMENLER SORUNU?
Öncelikle “sığınmacı”, “mülteci” veya “göçmenler” olarak adlandırılan mesele nedir kısaca bir bakalım. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, halk arasında “Suriyeliler” veya “sığınmacılar” diye tabir edilen grup için “geçici koruma altındaki Suriyeliler” ve “Afganistan, Pakistan ve İranlılar” için ise “sığınmacılar”, Batı ülkelerinden gelenleri ise “göçmenler” olarak adlandırılıyor. 11. yılını geride bırakan Suriye iç savaşının sonucu oluşan ve başta ülkemizin sınırlarını zorlayan Suriyelilerin ülkelerinden kaçması ve göç etmesi ile başladı bu süreç.
Neredeyse nüfusumuzun yüzde 10’una yakın bir kısmını “göçmen” veya “sığınmacı” olarak adlandırabileceğimiz bu insan topluluğunun ülkemizde yaşamasının hem ekonomik, hem sosyolojik, hem psikolojik, hem milli güvenlik, hem sağlık, hem eğitim gibi birçok alanda etkileri oluştu.
1 MİLYONDAN FAZLASI KAYIT DIŞI ÇALIŞIYOR 
“Geçici koruma altındaki Suriyeliler”, “sığınmacılar” veya “mülteciler” olarak adlandıracağımız Suriyeli, Afganlı, Pakistanlı ve İranlı gibi göçmenlerin, ekonomiye olumlu ve olumsuz açıdan direk etkileri oldu. Lakin özellikle sanayi bölgelerine, inşaat sektörüne ve ekonominin birçok alanına bu “mülteciler” yavaş yavaş girmeye başladı. 
Bu kişilerin az bir kısmı yani yaklaşık 30 bin kadarı sigortalı çalışmaya başladı ancak çok büyük bir kısmı yani 1 milyondan fazlası kayıt dışı çalışıyor. Hal böyle olunca özellikle de aylık veya günlük bazda asgari ücretli çalışan Türk işçisi karşısında bunlar yarı fiyatına çalışmayı kabul edince ekonomide tüm dengeler bozulmaya başladı. Başta Organize Sanayi Bölgeleri, sanayiler ve inşaat sektöründe bu “kayıt dışı ucuz işçi” olgusu büyük bir rağbet gördü. Ama bu durum ekonominin ve Türk işçilerinin gittikçe işsiz kalmasına ve zorlanmasına neden oldu.
NASIL VE NE ŞEKİLDE TÜRKİYE’DEN GÖNDERİLEBİLİRLER?
Ekonomide bu şekilde sıkıntılar yaşanırken, başta büyükşehirler olmak üzere hemen hemen tüm il ve ilçelerde normal bir vatandaş gibi yaşamaları, Türk vatandaşlarının sosyal ve kültürel hayatını direk etkiledi. Ev almaları, kiracı olmaları, iş sahibi olmaları, doğum yapıp nüfuslarını artırmaları, çocuklarını okullara göndermeleri gibi birçok sektörü ilgilendiren bu iç içe yaşam, bazen olumlu ama daha çok ta olumsuz olayların yaşanmasına neden oldu.
Peki ‘insanlık suçu’ işlemeden bu sorunu nasıl çözebiliriz? ‘Hadi bir sabah gidiyorsunuz’ diyebilir miyiz? Suriye ile görüşmeden, iki ülke kabineleri ortak komite kurmadan dönüş sağlanabilir mi? Otobüslere, gemilere bindirip sınırı geçirip bırakarak sorun çözülebilir mi? Veya sınır ötesindeki bölgeye prefabrik konutlar veya evler yaparak buralarda yaşamaları sorunu çözer mi? 
Velasıl bu konu çok kapsamlı, çok farklı sektörleri direk ve en direk etkileyen ve hemen ‘hooop’ diye çözülmesi beklenebilen bir sorun gibi gözükmüyor.
Bu dağ gibi büyüyen sorun hem siyasetin gündeminde hem de ekonominin gündeminde epeyce yer alacak gibi gözüküyor…
Neler yaşanacak göreceğiz…

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI YUKARI
Telefon
WhatsApp