Bugun...
SON DAKİKA

Halil Konakçı, Çöpte Tutulan Çocuk, By Kemal, Ankapark, İmamoğlu ve Diyanet Fetvası

 Tarih: 02-08-2022 12:20:00
M. Umut KARAKÜLAH

Sosyal medyanın çok hızlı ve aktif kullanıldığı ülkemizde ‘ekonomi ve politika’ gündemimiz de bu hızdan nasibi aldı. Geçtiğimiz hafta yine böyle bir yoğunluğa sahne oldu.

Ankara Melike Hatun Camii İmamı olan Halil Konakçı, kendi adını taşıyan YouTube kanalında yayınladığı videoda, kadınların iş gücüne katılımı ve kadın-erkek eşitliğine karşı ifadeler kullandı. Videoda Konakçı, kadınların iş yaşamında yer almasından rahatsız olduğunu ifade ederek kadın-erkek eşitliğinin tamamen yalan olduğunu öne sürdü. Konakçı'nın tepki çeken videodaki söylemleri şöyle: “Büyükleri adam edebilirsek gençlerin adam olması kolay. Sen bir baba olarak evinin dinini, diyanetini sağlamakla mükellefsin. Ayet var; erkekler kadınlardan üstündür. Hani kadın-erkek eşitliği diyorlar ya bu tamamen yalan. Çünkü Allah Kuran'da diyor ki; erkekler kadınlardan üstündür. Bunu söyleyeceğim ya ben, yayınlayacağız bunu. Bak şimdi neler olacak bak. Kadınlarla erkekler ahirette eşittir. İbadette eşitiz. İbadette bile eşit değiliz. Kadına cihat farz değil, savaş farz değil. Bana farz. Canını tehlikeye atacaksın. Dinini anlatacaksın. Kadına farz değil bana farz. Helal rızık mükellefiyeti yok kadının. O sizin göreviniz, adamların görevi. Ama her yerde kadın istihdamı var, daha cazip çünkü. Araba fuarı var. Mini etekli, kadın var. Araba lastiği fuarında kadın var. Kadınların şu dönem gibi suistimal edildiği bir cahiliye dönemi bile olmadı. Bunu özgürlük zannediyorlar. Özgürlük diye anlattılar. Bizim garibanlar da inanıyorlar. Rızık sizin göreviniz. Kadına bir adam pavyonculuktan para kazansa, haramdan para kazansa, içkiden uyuşturucudan para kazansa, eve getirse kadının mesuliyeti yok. Yer ve hesap sorulmaz. Bak eşit değiliz görüyor musun. Bizim üstünlüğümüz bu işte hizmetimiz üstün. O evin helal rızkını ben yapmak zorundayım kadın değil.” Sözlerinin devamında Konakçı, kadınların giyim tarzları hakkında duyduğu rahatsızlıkları dile getirerek erkeklere seslendi: “Namazını kıldırt hanımına, başını örttür. Bak sokaklar ne hale geldi! Kasap dükkanı gibi. Et görmekten içimiz dışımıza çıkıyor artık. 100 yıl önce dedelerimizin yatak odasında göremediği kıyafetleri biz çarşıda pazarda plajda görüyoruz. Neden? Bu kadınların başında yok mu adamları abileri babaları kocaları? Geçtim helali haramı hadi buna inanmıyorsun. Tamam ateistsin, imanın zayıf... Ya hiç mi kıskanmıyorsun lan? Kızın, karın öyle sokağa çıkarken, video paylaşırken hiç mi vicdanın sızlamıyor? Benim aklım bu işi almıyor. Allah sonumuzu hayretsin.”

Bursa’nın Nilüfer ilçesi Görükle Sakarya Mahallesinde bulunan bir apartmanda dairesi olan Aydın S., evini 1 Temmuz 2020’de Kamuran Pınar A.’ya kiraya verdi. Ancak Kamuran Pınar A., ev sahibine hiç kira ödemedi. Bunun üzerine Aydın S., avukatı Batuhan Arısoy aracığıyla mahkemeye başvurdu.Bursa 4’üncü İcra Hukuk Mahkemesinde görülen davalara Kamuran Pınar A. katılmadı. Mahkeme, mart ayında kira borcunu ödemesi için Kamuran Pınar A.’ya tebligat gönderdi. Ancak Kamuran Pınar A. kira borçlarını ödemeyince mahkeme, evin tahliyesi edilmesini kararlaştırıldı. Kararın ardından eve giden icra ekibi, dairenin kapısını çilingir yardımıyla açtırdı. Kapının açılmasının ardından ekipler, çöp evle karşılaştı. İcra ekibi geldiği sırada evde olmayan Kamuran Pınar A., eve gelince kilidi değiştirilen kapıyı açamadı. Bunun üzerine Kamuran Pınar A., dün çilingir çağırıp, eve girdi. Evin pencerelerinin kapatıldığını ve perdelerin çekildiğini gören davacı avukatı Batuhan Arısoy, polise haber verdi. Eve gelen polis ekipleri, mahkemenin tahliye kararına uymayıp, eve girmeye devam ettiği gerekçesiyle Kamuran Pınar A.’yı gözaltına aldı. Polis merkezine götürülen Kamuran Pınar A., ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Bu sırada çöp evin temizlenmesi için Nilüfer Belediyesi ekiplerine haber verildi. Eve gelen ekipler, temizlik çalışmasına başladıkları sırada bir odanın kapısının kitli olduğunu saptadı. Kapıyı kırarak içeri giren temizlik görevlileri, çöplerle dolu odada baygın halde yatan bir çocukla karşılaştı. Çocuğun odada kilitlendiği ve tuvaletini dahi odaya yaptığının görülmesi üzerine sağlık ve polis ekiplerine haber verildi. Çöp evde tutulan çocuk, sağlık ekibinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılarak, tedaviye alındı. Yaklaşık 1 yıldır odada kilitli tutulduğu düşünülen çocuğun saçları ile tırnaklarının uzadığı, çok zayıfladığı ve vücudunda yaralar olduğu görüldü. Olayın ardından polis ekipleri, çocuğun kim olduğunu ve neden çöp evde tutulduğunu belirlemek için soruşturma başlattı. Ekipler, Kamuran Pınar A.’ya ulaşamadı. Çocuğun Kamuran Pınar A.’nın kız kardeşi Yasemin A.’nın olduğu ve ismin de Cem Muhammet A. olduğu belirlendi. Kamuran Pınar A.’nın uzun zamandır kardeşiyle görüşmediği ve yeğenine de kendi baktığı, onu evde kilitli bir odada tuttuğu belirlendi. Cem Muhammet A., hastanedeki tedavisinin ardından Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ekiplerince koruma altına alındı. Kamuran Pınar A. yeniden gözaltına alındı. Çöp evdeki kilitli odada baygın halde bulunan Cem Muhammet A.’yı (9) 1 yıldır alıkoyduğu iddiasıyla gözaltına alınan teyze Kamuran Pınar A., emniyetteki işlemlerinin ardından ‘çocuğun kaçırılması ve alıkonulması’ suçlamasıyla adliyeye sevk edildi. Kamuran Pınar A., çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alınan çocuk, tedavisi için Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılırken, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri çocuğun Antalya’da yaşayan annesi Yasemin A.ya ulaştı. Dün otobüsle Bursa’ya gelen Yasemin A., polis tarafından şehirlerarası otobüs terminalinde karşılanarak emniyet müdürlüğüne götürüldü. Hastanedeki ilk tedavisi tamamlanan ve sağlık kontrolleri yapılan Cem Muhammed A. burada, savcılık kararıyla annesine teslim edildi. Cem Muhammed A. annesi Yasemin A. ile birlikte yine polis tarafından otobüs terminaline bırakıldı. Anne ve oğlu dün gece Antalya’ya gitti. Teyze Kamuran Pınar A., savcılık kararıyla çocuğa eziyet suçundan gözaltına alınırken, şüphelinin kızı Esra Zeynep A.’nın ise görgü şahitliğine başvurulması için emniyete çağırıldığı öğrenildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisiyle ilgili konuşurken kullandığı “Bay Kemal” ifadesini Twitter profiline ekledi. Kılıçdaroğlu’nun profilinde şu anda “Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı | Gençlerin Demokrat Amcası | Bay Kemal” ifadeleri yer alıyor. Kılıçdaroğlu, Balıkesir'de düzenlenen ‘Milletin Sesi’ mitinginde yaptığı konuşmadan bir kısmı da 'Bay Kemal' ifadesiyle paylaştı. CHP lideri konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı: “Bay Kemal olmak için bütün hayatımı verdim, Bay Kemal sıradan bir olay değil; Bay Kemal olmak için kul hakkı yemeyeceksin, adaletli olacaksın, emperyal güçlerin önünde diz çökmeyeceksin. Bay Kemal olmak için Körfez ülkelerine el avuç açmayacaksın, bu ülkenin itibarını koruyacaksın. Bay Kemal olmak için hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir ülkeyi düşleyeceksin. İstanbul Sözleşmesi'ni bir hafta içinde yürürlüğe koyacaksın. Sen kim, Bay Kemal kim.”

Mahkeme kararıyla 3 yıl sonra Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne devredilen ve eski yönetim tarafından 801 milyon 288 bin dolar harcanarak çürümeye terk edilen ANKAPARK basın mensuplarına açıldı. Geziden sonra parkla ilgili açıklama yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 8 Mart 2019 sözleşme açılış tarihinden başlayarak 18 Temmuz 2022 Ankara Büyükşehir Belediyesi devrine kadar olan süreci anlattı. Yavaş, 3 yıllık hukuki mücadelenin ardından mahkeme kararıyla ABB’ye devredilen ANKAPARK’ın geleceğini düzenlediği basın bilgilendirme toplantısında Başkentlilerin belirleyeceğini açıkladı. Bu sözünü tutan Yavaş, sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımda Başkentlilerden “forms.ankara.bel.tr/ankapark” adresi üzerinden öneri formunu doldurarak ANKAPARK’ın geleceğine karar vermelerini istedi. Yavaş, “ANKAPARK’a yatırılan 801 milyon dolarda Ankaralıların dişinden tırnağından artırıp ödediği vergilerin, tertemiz alın terinin hakkı var. İşte bu yüzden şeffaf olacağız, hesap vereceğiz, ANKAPARK’ın geleceğine birlikte karar vereceğiz” dedi. Bir sonraki gün Ankara Büyükşehir Belediyesi, ANKAPARK hakkında suç duyurusunda bulundu. ABB’den yapılan yazılı açıklamaya göre, ANKAPARK ihalesini alan işletmeci hakkında “Hileli İflas” sebebiyle suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi. Bunu takip eden günde ise ABB AK Parti Grup Başkan Vekili, Mamak Belediye Başkanı Murat Köse, diğer ilçe belediye başkanları, meclis üyeleri ve basın mensupları ile ANKAPARK’ta incelemelerde bulundu. Başkan Köse, ANKAPARK’ta basın açıklaması yaptı. Köse, ANKAPARK'ta oluşan kamu zararının ödenmesi için suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Habertürk TV'de canlı yayınlanan Teke Tek programında Fatih Altaylı'nın konuğu olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkındaki eleştirilere ve güncel tartışma konularına yanıt verdi. Cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili tartışmalara ilişkin “Ekrem İmamoğlu'ndan Genel Başkanımıza daha yakın bir nefer olamaz. Orada bizim irademizi Sayın Genel Başkan temsil ediyor. Altılı masanın kararına bizim nefer olmamız düşer” mesajını veren İmamoğlu, İstanbul ile ilgili projelerini de anlattı. İmamoğlu, tatillerle ilgili eleştirilere karşılık olarak da 3 senede 20 gün izin yaptığını belirterek “Afet bölgesine giderek şov yapmanın işi olmadığını” söyleyerek şunları söyledi: “Ben tatil meraklısı bir insan değilim. Belki eşim de yıllardır en çok münakaşa ettiğimiz alan bu alan. Evliliğe karar verdiğimde, babamın ilk lafı "Sen çalışma delisisin" oldu. İş yaşamımda hep çalıştım. Şimdi de öyleyim. Burada ben tatilci bir belediye başkanıyım yoksa her anı mercek altında insanların gözünün içine sokularak manipüle edilecek konumda mıyım? Üç yılda dört tatilimi de biliyorsunuz. Toplam 20 gün üç senede. Bana en yakını benim üç katım tatil yapmış. Yedi buçuk ay bir kampanya maratonu üstüne Bodrum'a gittim. Geldiğimde de o malum ki o dönemde 8-10 yerde su baskını oldu. O durumu gördüm, utanç duydum. İyi ki o süreci yaşadık. Tam 107 noktada sel baskını yapılan yerlerin tespitini yaptık. 10.2 milyar lira yerin altına yatırım yaptık. Şu anda İstanbul bu görüntüleri yaşamıyor. Üsküdar'da deniz kara ile birleşmiyor. Hiçbir yerde yok. Esenyurt'ta dere yatağını imara açmışsınız. Dünyada var mı bu Allah aşkına? Dolayısıyla her yağmurda o sokağı sel basıyor. Ben Fethiye'de iken denk geldi. Koca İstanbul'da sadece bir sokakta ve işin devam ettiği bir yerde sel oldu. Sel olduğunda ben çizmeleri giyip oraya gidecek belediye başkanı değilim. Çizmeleri daha önce giydim. Benim o saatte İstanbul'a yetişmem mümkün değil. Gece 3.30. İstanbul'un başka yerinde baskın yok. Tek noktada sorun var. 3600 personel çalışıyor. İSKİ Genel Müdürü orada. Ben telefon başındayım. İş çözülmüş. Bakan orada. Bu iş bitmiş, gelip orada çizme giyip şov mu yapmalıyım? Ben hanedan babası değilim ben aile babasıyım. İktidar nimetleri arasında dönen çocuğum yok. Ben aileme vakit ayırdım. İşin şov tarafında olmam. Benim mobeseden takip edilme sürecimin üstünü kapatmaya çalışanlar... Bunu unutturmayacağım. Ben tehdit ediliyorum, başvuruda bulunuyorum. Bu tabii duyuluyor, basına düşüyor. İçişleri Bakanı açıklama yapıyor, "Bizde böyle bir bilgi yok" diyor. Vatandaş tutuklanıyor, "Basına düşmeseydi vazgeçmeyecektik" diye ifadesi var. Bunu da unutturmayacağım. Yine bir tehdit alıyoruz, ihbarda bulunuyoruz. İlgilenilmiyor. Bir tanesi eğitimci Nazmi Arıkan'ı öldüren kişi. Bu hangi akıl biliyor musunuz? Seçim iptal oldu bir sürü gerekçe aradılar. Şimdi İçişleri Bakanı televizyonda çok ciddi bir şey söylermişcesine... Cumhurbaşkanı cuma çıkışında "Çaldılar" diyor, yanında Diyanet İşleri Başkanı, ki benim Diyanet İşleri Başkanım değil. İçişleri Bakanı ne yapsın... "Sandık başında terörle iltisaklı kişiler tespit ettik" dedi. Bir kişi sorgulandı mı, cezaevine girdi mi? Demokrasinin yüz karası günlerdi. Şimdi iftiranın, manipülasyonun peşindeler. Ben bunlara karşı duyarsız kalmam. Ben bu insanlara karşı büyük mücadele veriyorum.”

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dini konulardaki en yüksek karar ve danışma organı olan Din İşleri Yüksek Kurulu, telefonla ya da internet üzerinden sorulan soruları yanıtlayarak fetva veriyor. Bazı konularda seçilen sorular ve fetvalar ise internet sitesinde konu başlıklarına göre sürekli şekilde yayımlanıyor. Bu fetvalar, ülke gündeminde yer tutan bir konuyla ilgiliyse kimi zaman da kurulun sosyal medya hesaplarında paylaşılıyor. Yüksek fiyat artışlarının tartışıldığı süreçte kurulun sosyal medya hesabından 20 Temmuz’da paylaşılan bir fetva ise dikkat çekti. “Ticarette kâr haddi var mı?” sorusu üzerine verilen fetvada, “İslam dininin, alım satım akitlerinde kesin bir kâr haddi koymadığı, bunu piyasa şartlarına bıraktığı” belirtildi. Ancak fetvada yer verilen bir hadis dikkat çekti. İlgili kısım ve hadis şöyle: “Konuyla ilgili olarak Allah resulü, fiyatlar artmaya başladığında kendisinden bu duruma müdahale etmesi istendiğinde şöyle buyurmuştur, ‘Şüphe yok ki fiyatları tayin eden, darlık ve bolluk veren, rızıklandıran ancak Allah’tır. Ben sizden herhangi birinin malına ve canına yapmış olduğum bir haksızlık sebebiyle o kimsenin hakkını benden ister olduğu halde, Rabbime kavuşmak istemem.’”

Sağlıklı, mutlu ve başarılı bir hafta dileğiyle...

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI YUKARI
Telefon
WhatsApp