UA-165355319-1
Bugun...


Serap ARZUMAN

facebook-paylas
Bir Şair; Ahmed Arif
Tarih: 05-05-2020 12:14:00 Güncelleme: 05-05-2020 12:20:00


Bugün burası sanat köşesi olsun istedim. Baharın gelişiyle içimize dolan şiirleri kaleme alan Ahmed Arifi anlatmak istedim. Nisan 1927 yılında Diyarbakır’da doğan Ahmed Arifin babası Kerkük'lü Türkmen, annesi Kürt kökenlidir. Bebekken annesi Sare’yi kaybetti. Sekiz kardeşin en küçüğüydü. Diyarbakır Lisesi'nden mezun olunca Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde okudu. Çocukluğundan itibaren hep adaletin peşindeydi, en küçük haksızlığa tahammül edemiyordu. Ama arkadaşları için, mahalle için, okul ya da sınıf için çok kavga etti.  Yetiştiği coğrafya koşullarından iyi ata binerdi. Ahmed Arif çocuk yaştan itibaren çeşitli bölgelerde yaşamasının bir getirisi olarak Arapça, Zazaca ve Kürtçe dillerine fazlasıyla hakimdi. Bir anısında şöyle anlatıyor, “Biz oyun oynuyoruz, üç tane adam bahse girmişler. Üç adam ama, biri Arap, biri Kürt, biri de Zaza… Biri diyor ki beni göstererek “Bu çocuk Arap…” Öteki diyor ki: “Yok yahu, bu çocuk Kürt…” Üçüncüsü “Bu, ne Arap, ne de Kürt...  Bu çocuk Zaza” diyor. Biz oynuyoruz, onlar konuşmalarımızı dinliyorlar herhalde… Aralarında anlaşamayınca bir esnafa soruyorlar, “Bu çocuk nedir?” diye… Beş lirasına bahse girmişler. O zaman büyük para tabii. Esnaf “Üçünüz de yanıldınız” diyor. “Bu çocuk Türk…”  Ahmed Arif, birçok şaire hayrandı, Faruk Nafiz, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Cemal Süreya ve daha nicesi. Lisede Seçme Şiirler Dergisi'ne şiirini yollayan Ahmed Arif, telif olarak ilk defa 10 liralık bir para elde ediyordu. Ancak asıl ilginç olan Ahmed Arif'in şiirinin, dedesi yaşındaki büyük şair ve ney üstadı Neyzen Tevfik ile birlikte yayımlanıyor olmasıydı. Sanat çevresi çok geniş olan şair akşamları Orhan Veli ile payton gezilerine çıkar, Orhan Abisine kendi şiirler okurdu. Halk müziğine özel bir ilgi duyan şair hemşehrisi Şark Bülbülü unvanına sahip Celal Güzelses'e ve Ruhi Su'ya hayrandı. Beethoven'ın 9. Senfoni'si ve Schubert Dünyayı Dolaşan Şarkısını çok severdi. En Sevdiği Kitapların başında Andre Malraux’nun ‘İnsanlığın Hali’ gelmekteydi. “Bana kişilik veren, beni biraz çocukluktan, cahillikten kurtaran, dünyanın kaç bucak olduğunu gösteren bir kitaptır bu… Emile Zola, fakat özellikle Dostoyevski ve Tolstoy doyamadığım yazarlar.” diye tarif ederdi. Yirmi yıl bekleyen şiirleri vardı. “Ben şiirleri çok bekletirim, Öyle kalsın… Damıtılsın…” diyordu.  

Gençlik döneminde kaleme aldığı onlarca şiirin çoğu elinden uçup gitmişti, “Defterler dolusu şiir vardı. Gecede 8-10 sayfa yazardım. Elbet kaliteli olanı vardı, olmayanı… Her biri bir kızda kaldı. Birçoğu da poliste… Geri alamadım, vermiyorlar…”

1968 yılında Hasretinden Prangalar Eskittim kitabı çıktı, Yine aynı adla kendi seslendirdiği şiir kaseti 20 binden fazla sattı. Gerçek adı Ahmed Önal olan şair bir kalp krizi sonucu 2 Haziran 1991 yılında hayata veda etti. Şairin Anadolu isimli şiirini keyifle okumanızı dilerim. Bahar sağlık, güzellik, huzur, bolluk ve bereketi getirsin.
 
 
 
ANADOLU 

   Beşikler vermişim Nuh'a

   Salıncaklar, hamaklar,

   Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,

   Anadoluyum ben,

   Tanıyor musun ?

   Utanırım,

   Utanırım fıkaralıktan,

   Ele, güne karşı çıplak...

   Üşür fidelerim,

   Harmanım kesat.

   Kardeşliğin, çalışmanın,

   Beraberliğin,

   Atom güllerinin katmer açtığı,

   Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,          

   Kalmışım bir başıma,

   Bir başıma ve uzak.

   Biliyor musun ?

 

   Binlerce yıl sağılmışım,

   Korkunç atlılarıyla parçalamışlar

   Nazlı, seher-sabah uykularımı

   Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,

   Haraç salmışlar üstüme.

   Ne İskender takmışım,

   Ne şah ne sultan

   Göçüp gitmişler, gölgesiz!

   Selam etmişim dostuma

   Ve dayatmışım...

   Görüyor musun ?

   Nasıl severim bir bilsen.

   Köroğlu'yu,

   Karayılanı,

   Meçhul Askeri...

   Sonra Pir Sultanı ve Bedrettini.

   Sonra kalem yazmaz,

   Bir nice sevda...

   Bir bilsen,

   Onlar beni nasıl severdi.

   Bir bilsen, Urfa'da kurşun atanı

   Minareden, barikattan,

   Selvi dalından,

   Ölüme nasıl gülerdi.

   Bilmeni mutlak isterim,

   Duyuyor musun ?

 

   Öyle yıkma kendini,

   Öyle mahzun, öyle garip...

   Nerede olursan ol,

   İçerde, dışarda, derste, sırada,

   Yürü üstüne - üstüne,

   Tükür yüzüne celladın,

   Fırsatçının, fesatçının, hayının...

   Dayan kitap ile

   Dayan iş ile.

   Tırnak ile, diş ile,

   Umut ile, sevda ile, düş ile

   Dayan rüsva etme beni.

 

   Gör, nasıl yeniden yaratılırım,

   Namuslu, genç ellerinle.

   Kızlarım,

   Oğullarım var gelecekte,

   Herbiri vazgeçilmez cihan parçası.

   Kaç bin yıllık hasretimin koncası,

   Gözlerinden,

   Gözlerinden öperim,

   Bir umudum sende,

   Anlıyor musun ?





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
YAZARLAR
HABER ARŞİVİ
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
sanalbasin.com üyesidir
YUKARI