UA-165355319-1
Bugun...


M. Umut KARAKÜLAH

facebook-paylas
PUDRA ŞEKERİ, KIRMIZI RİSK HARİTASI, YASTIK ALTI, HARP OKULU, ANAYASA MAHKEMESİ, SARIKLI AMİRAL VE 103 EMEKLİ AMİRAL BİLDİRİSİ
Tarih: 06-04-2021 09:23:00 Güncelleme: 06-04-2021 09:23:00


Ülkemizde siyaset gündeminde ne yaşanılırsa yaşanılsın gündemin çok kısa bir sürede değiştiğine hep birlikte şahit oluyoruz. Yine çok çalkantılı, hararetli ve yoğun bir haftayı geride bıraktık.

Haftaya Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle koronarvirüs (covid-19) pandemi sürecindeki ülkenin durumu ve yeni tedbir veya kısıtlamaların olup olmayacağının merakı ile girdik.

Erdoğan, uzun bir konuşma yaparak ekonomide iç ve dış siyasete kadar birçok konuda görüşlerini dile getirdi ve öncelikle olarak Anayasa’dan şikayetlerini ifade etti. Ancak şuan yürürlükteki mevcut Anayasa, 2017 yılında özellikle de Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi modeline uygun olarak ve tüm yetkilerin Cumhurbaşkanı’na verildiği düzenleme ile AK Parti ve MHP tarafından revize edilmişti. Dolayısıyla kulislerde daha 4 yıl bile olmadan beğenilmeyen, değiştirilmek istenen Anayasa ile aslında bir nebze Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi modelinin yetmediği, eksik kaldığı ve aksadığı yönünde bir kabullenme veya itiraf olarak yorumlandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir hafta öncesinde gece yarısı Kararnamesi ile gerçekleştirdiği Merkez Bankası atamalarının ardından yaşanan dövizdeki aşırı ve hızlı hareketliliği engelleme adına AK Parti’nin 7. Büyük Kongresi’nde tüm vatandaşlardan yastık altındaki döviz ve altınlarını bozdurmalarını istemişti. Yine Pazartesi günkü Kabine sonrası açıklamasında da bu isteğini yineledi.

5 haftadır açıklanmayan RİSK HARİTASI ile 2 Mart’tan itibaren başlatılan KONTROLLÜ NORMALLEŞME’nin neticeleri Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde enine boyuna görüşülerek karara bağlandı ve Türkiye nüfusunun yüzde 80’inin yaşadığı 58 il, pandemi açısından çok yüksek riskli iller arasına girerek hafta sonları sokağa çıkma kısıtlamalarına yeniden geçildi.

Cumhurbaşkanı Danışmanı ya da AK Parti iktidarında önemli konumlarda olan kişilerin birden fazla aldığı maaşlar çok fazla deşifre olmaya başladı. Örneğin Borsa İstanbul’un Yönetim Kurulu üyelerinin aldığı maaşlar daha doğrusu huzur hakkı. Bu huzur haklarına Tatar’lı ortağın önerisi ile yüzde 30 zam yapıldığı öğrenildi. Ve böylelikle 18 bin ila 24 bin lira arasında değişen bir kişilik huzur hakları ile yine Türk Telekom’un Yönetim Kurulu üyelerine de 34 bini bulan bir aylık maaş (veya huzur hakkı) verilmesi ile bir kişinin 4 ayrı yerde görevlendirilmesi sonucu kendi asli maaşı ile 200 bin TL’yi bulduğu iddia edildi. Asgari ücretin 2.875 lira olan ülkemizde bu astronomik maaşlar tüm Türkiye’yi çok rahatsız etti, derinden yaraladı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) subay ve astsubay yetiştiren Harp Okulları ile Astsubay Yüksekokulları’na giriş şartlarından “irticai faaliyete karışmamış olma” koşulunun kaldırılması yönündeki yönetmelik değişikliği ortaya çıktı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) kapatma davası açmıştı. Başsavcılığın hazırladığı 609 sayfalık iddianameyi inceleyen Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davada iddianamede usul eksiklikleri tespit ederek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iadesini kararlaştırdı. AYM'nin HDP'nin kapatılmasına ilişkin iddianameyi usul gerekçesiyle iadesi üzerine MHP Lideri Devlet Bahçeli, Anayasa Mahkemesi'nin bir an önce kapatılmasını gerektiğini söyleyerek çok sert bir açıklama yaptı. Yazılı bir açıklama yapan Bahçeli, "Anayasa Mahkemesi hukukun üstünlüğünden mi yanadır, yoksa bölücülüğün mü şakşakçısıdır? Dağda elde edilen başarıların TBMM'de kaybına tahammülümüz asla olamayacaktır. HDP'nin kapatılması kadar Anayasa Mahkemesi'nin de kapanması artık ertelenemez bir hedef olmalıdır" ifadelerini kullandı. Tabi Bahçeli’nin bu açıklaması siyasette “istediğimiz kararı çıkarmıyorsa Anayasa Mahkemesi’ne ihtiyacımız yoktur, kapatalım” şeklinde yorumlandı.

MHP Lideri Bahçeli'nin ‘Anayasa Mahkemesi kapatılsın’ çıkışına yanıt gecikmedi. AKP Genel Merkez Seçim işleri Başkan Yardımcısı Samir Altunkaynak, “Anayasa Mahkemesi’ne her karar sonrası hukuki olmayan yaklaşımlarla saldırmak en başta bu ülkenin hukuk sistemini yok saymaktır” diyerek Bahçeli’ye yanıt vermiş oldu. Ancak daha sonra Samir Altunkaynak bir açıklama daha yaparak ‘ben hiç kimseyi kastetmedim’ diyerek sözlerinin yanlış anlaşıldığı belirtti.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu’nda konuşan TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, "ekonomi sadece ekonomiden ibaret değil” söylemi ile gözleri üzerine çevirdi. Lakin Kaslowski, bu açıklaması ile ne ekonominin siyasetten bağımsız ne de siyasetin ekonomiden bağımsız olduğunu bir kez de gündeme getirmiş oldu.

Aracında uyuşturucu kullanırken çekilen görüntüleri ve lüks yaşam tarzı ile gündem olan Kürşat Ayvatoğlu, suskunluğunu gazeteci Nevşin Mengü'ye bozdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Süleyman Soylu'dan özür dileyen Ayvatoğlu, "Karşılarına böyle çıkmak istemezdim" dedi. Ev hapsinde olan ve programa katılma talebinde bulunan Ayvatoğlu, özellikle sosyal medyada çok konuşulan, ilk ifadesinde söylediği "pudra şekeri" ifadesine ilişkin "partiyi üzmemek adına aklına ilk gelen açıklamayı yaptığını" söyledi. Alkol de sigara da kullandığını, ancak kötü örnek olmaması adına bunları sosyal medyada paylaşmadığını, yalnızca 15-20 yıllık arkadaşlarıyla ortak WhatsApp sohbetinde paylaştığını söyleyen Ayvatoğlu, kendisine kumpas kuranların görüntüleri kamuoyuna yaydığını öne sürdü.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nda görevli bir amiral, tarikat evinde üniforması üzerine cübbe ve sarık ile görüntülendi. Tekkenin kapısında amiralin forsu çekilmiş tel yıldızlı makam aracının da beklediği fotoğraflarla tespit edildi. Bu olay tüm yurt genelinde büyük bir tepki alırken, hafta sonu bitmeden bir gece yarısı bildirgesi gündemi tamamen değiştirdi.

Lakin 103 emekli amiral, bu ‘sarıklı amiral’ ve ‘Montrö sözleşmesiyle’ alakalı bir bildiri yayımladı. Bildiride, “Türkiye’nin II. Dünya Savaşında tarafsızlığını korumasına imkân yaratmıştır. Bu ve benzeri nedenlerle, Türkiye’nin bekasında önemli bir yer tutan Montrö Sözleşmesinin tartışma konusu yapılmasına, masaya gelmesine neden olabilecek her türlü söylem ve eylemden kaçınılması gerektiği kanaatindeyiz” ifadeleri kullanıldı.

Uzun süredir ‘ha bugün oldu ha bugün olacak’ diye söylenen Kabine değişikliği bu hafta da yapılmadı. Kabine değişikliği olacak mı? 42 binleri geçen günlük vaka artışlarının ardından özellikle yüz yüze eğitime ara verilecek mi? Döviz ve altın hareketli seyrini sürdürecek mi? Bütün bu soruların cevabı için gözler yeni haftada…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARA
YAZARLAR
HABER ARŞİVİ
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
sanalbasin.com üyesidir
YUKARI